bizden haberler
bizden haberler

Uluslararası Bilişim Ticaretinde Vergi Maliyetinin (Riskinin) Yönetilmesi

Küreselleşmenin en kolay gerçekleştiği alanlardan birisi finans iken diğeri de bilişim sektörüdür. Hem ülkelerin coğrafi sınırlarını hem de teknolojinin sınırlarını dinlemeyen bilişim sektörünü pek çok, yazar, düşünür ve fütürist, buhar ve makine çağından sonra, üçüncü dalga olarak adlandırıyor.

Bilişim sektöründe her geçen gün daha da artan ticaret hacmi gerek firmaları gerekse ülkeleri Ar-Ge faaliyetlerine yöneltiyor. Çünkü bu alanda rekabetin birinci unsuru yenilikçilikten geçiyor. Elbette ki yenilikçiliği besleyen de Ar-Ge faaliyetleri oluyor.

Uluslararası rekabette firmanızı güçlü kılan ikinci unsur da ürün veya hizmetlerin fiyatıdır.

Rakipleri geride bırakmak için teklif edilecek fiyatın bağlı olduğu öncelikli unsur ise sizin maliyettir.

Gelin gözümüzde bir sahne canlandıralım:

“Firmanız, Katar’da yerleşik bir firmaya finans sektöründe kullanılmak üzere firmaya özel bir yazılımı satmak için teklif hazırlıyor.

En geç bu gece 24:00’e kadar teklifinizi vermeniz gerekiyor.

Çünkü size tanınan 10 günlük sürenin sonu bu gece yarısına denk geliyor.

Yazılımızın benzeri ürünleri Çinliler, Kanadalılar ve Hindistanlılar da yapmış durumda.

Yani çok sıkı bir rekabet var. Ürünlerin kalitesi arasında pek bir fark yok. Her üç firma da sahada kendini ispatlamış durumda.

Anlaşılan o ki; fiyat, yarışı kazananı belirleyecek.

Son birkaç gündür sabahlara kadar çalışan pazarlama ve finans ekipleri artık nihai fiyatı belirlemek üzereler.

Ve nihayet tüm hesaplamalar bitti 23:45’te Katar’a e-posta ile teklifinizi ilettiniz.

Derken aradan bir hafta geçtikten sonra müjdeli haberi aldınız:

Çinli, Kanadalı ve Hindistanlı rakiplerinizi geçerek projeyi siz kazandınız.

Tüm ekipte büyük bir coşku hâkim. Ofiste kutlamalar, hava fişek gösterileri….

Nasıl olmasın?

Çünkü almış olduğunuz iş Amerikan Doları bazında yıllık cironuzun %30 oranında artması anlamına geliyor.

Derken haftalar ayları kovalıyor, satış süreci, kurulum, test, canlıya alma süreçleri birbirini takip ediyor.

Çalışanlarınızın bir kısmı haftanın yarısında Katar’da kalan yarısında ise Türkiye’de faaliyet gösteriyor.

Ekipten beş kişi de sürekli olarak Katar’da kalıyor.

Yılın ortasında başladığınız proje ertesi yılın üçüncü ayında bitiyor ve canlıya alınıyor.

Son hakedişinizi de almak üzeresiniz.

Firma olarak kendinizle iki açıdan gurur duyuyorsunuz.

Birincisi; dünya çapında bir ürün geliştirmiş durumdasınız.

İkincisi; çok başarılı bir fiyatlandırma daha doğrusu maliyetlendirme ekibine sahipsiniz.

Ancak kara bulutların toplanmaya başladığı ilk gün, Katar Vergi İdaresinden, Katar’daki ekibinize yapılan bir tebligatla başladı.

Eksik ödenmiş olan bir takım stopajlar gecikme faizi ve cezasıyla birlikte firmanızdan talep ediliyor.

Bu yetmezmiş gibi Katar’da kurumlar vergisi mükellefi olarak kurumlar vergisi ödemeniz gerektiği bildiriliyor.

Sürpriz bir şekilde firmanızdan talep edilen vergi maliyetini üst üste yazdığınızda elde ettiğiniz hasılatın %40’a yakın bir kısmını Katar Vergi İdaresine ödemeniz gerekiyor.

Oysa fiyat teklifi verirken hasılatın %5’i kadarlık bir kâr marjı ile fiyat belirlemiştiniz.

Peki şimdi ne olacak?

Kâr etmek bir yana, fiyat teklifi verilirken hesaba katılmayan ve sonradan ortaya çıkan vergi maliyeti nedeniyle bu işten muazzam bir zarar eder hale geldiniz.”

Bu anlattığımız hikaye okuyucularımıza bir kurgu gibi gelebilir.

Ancak uluslararası arenada iş yapan girişimciler sadece kendi vergi mevzuatımızı değil iş yaptıkları ülkenin vergi mevzuatını da dikkate almak durumundalar.

Vergi, devlet açısından kamu harcamalarını karşılayan bir gelir unsuru iken girişimci açısından da bir maliyet unsuru. Dolayısıyla da fiyatlandırmada dikkate alınması gereken bir unsur.

Aksi takdirde yukarıdaki hikayede olduğu gibi tatsız sürprizlerle karşılaşmak mümkün olabiliyor.

Elbette ki hiçbir ülke, yurtdışında iş yapan girişimcisinin diğer gelir idarelerince adaletsiz bir şekilde ikinci bir vergilendirmeye maruz kalmasını istemez.

Bu nedenle de girişimcilerinin çıkarlarını korumak üzere diğer ülkelerle çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları imzalıyorlar.

Az önce hem kendi mevzuatımızı hem karşı tarafın mevzuatını bilmek gerektiğinden söz etmiştik.

Şimdi de bilmemiz gereken üçüncü bir unsur karşımıza çıktı: Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları.

Hızlı Bakış
Türkiye bugün itibariyle 85 ülke ile Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması imzalamıştır.

Uluslararası vergi danışmanlık hizmetini nasıl alabilirsiniz?

Dikkate almanız gereken unsurların tamamına sizin ya da finans biriminizin vakıf olması elbette ki kolay değildir. Çünkü vergi kanunları sürekli değişim ve gelişim içindedir.

Kaldı ki böyle bir ekibi firmanızın bünyesinde istihdam etmenizin maliyeti de yüksektir.

Bu nedenle de uzman bir ekipten yardım almak, uluslararası arenada sizi güçlü kılacaktır.

Alınacak danışmanlık hizmetini mutlaka uluslararası danışmanlık şirketlerinin Türkiye’de isim hakkını kullanan şirketlerden almak zorunda olmadığınızı da belirtelim.

Ulusal ve uluslararası vergi mevzuatına hâkim olan tamamen yerli firmalarımız bu alanda girişimcilerimize destek vermektedirler.

Uluslararası vergi maliyetlerinin yönetilmesi hizmeti ile, ArGe ile başlayıp ticari ürüne dönüşen hayallerimiz, gerçekçi fiyatlandırma, doğru vergi maliyeti hesaplaması ve risk yönetimiyle kabusa dönmeyecektir.

Son söz
Kendi iç denizlerimizden okyanuslara, “yeni e-konomiye”, açıldığımızda gemimiz güçlü, rotamız belli, pusulamız çalışır, kaptanımız tecrübeli olmalıdır.
(Konu hakkında detaylı bilgi sahibi olmak için yazarlarımızla temasa geçebilirsiniz.)


Bülent TAŞ bulent.tas@yeniekonomi.com.tr
Nazmi KARYAĞDINazmi KARYAĞDI

teklif isteyin

Formu doldurarak bize ulaşın. Uzman kadromuz en kısa zamanda size dönüş yapsın.